Teknik bir hata mı? Sabotaj mı, stratejik hesaplaşma mı?
7 mins read

Teknik bir hata mı? Sabotaj mı, stratejik hesaplaşma mı?

Doç. Dr. Vahap AKTAŞ

13 Kasım 2025 günü Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve ülkemiz en üzücü kayıplardan birini yaşadı: Azerbaycan’dan dönen C-130 kargo uçağımız, Gürcistan hava sahasında kuyruğunu kaybederek elim bir şekilde düştü. Uçakta bulunan 20 kahraman askerimiz, Karabağ Zafer Bayramı törenine katılmış, F-16’lara ait yedek parçaları taşıyan bir görevden dönerken şehit oldular.

Millî Savunma Bakanlığı’nın açıklaması yürekleri dağladı: “Kahraman silah arkadaşlarımız şehit olmuşlardır.” Bu kayıp, sadece bir aile dramı değil; Kafkasya’nın kaynayan kazanı üzerine yeni bir fitil gibi. Uzmanlar teknik arıza ve metal yorgunluğunu öne sürse de sabotaj şüphesi kamuoyunda fırtına gibi esti.

Uçak, TSK için “Yüksek Değerli Varlıklar” taşıyordu: Elit F-16 teknisyen Astsubayları. Bu durum, uçağı rastgele bir hedeften stratejik bir hedefe dönüştürüyor.

Uçağımızın rotası da ayrı bir önem taşıyor. Düştüğü yer rast gele, boş bir saha değil: Güney Kafkasya. Rusya’nın, İran’ın ve özellikle İsrail’in dünyanın en yoğun ve sofistike “görünmez savaş” yürüttüğü bir elektronik harp sahası.

Basına yansıyan “Bu normal bir kaza değil, uçak havada kuyruğunu kaybetmiş” sözleri, akıllara hemen şu soruyu getiriyor: Bu düşüş, Zengezur Koridoru’nun açılmasına dair jeopolitik satranç tahtasında atılmış bir piyon mu?

Zengezur Koridoru ya da “Zingezar” olarak telaffuz ettiğimiz bu stratejik arter Ermenistan’ın Syunik (Zengezur) eyaletinden geçerek Azerbaycan’ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve oradan Türkiye’ye bağlayacak kara ve demiryolu projesi (26 Ağustos 2025 tarihli yazım: Zengezur Koridoru: ABD’nin Stratejik Hamlesi). 2020 Dağlık Karabağ Savaşı’ndan doğan ateşkes anlaşmasının 9. maddesiyle taçlanan bu koridor, Türk dünyasını birleştirmenin anahtarı olarak görülüyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun uzantısı niteliğinde, Orta Koridor’un Kafkasya halkasını tamamlayarak Çin’den Avrupa’ya uzanan İpek Yolu’nu canlandıracak. Ancak bu “köprü” hayali, aynı zamanda bir “duvar” kâbusu: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Hiç kimseye Ermeni topraklarından koridor vermeyiz” diye diretirken, İran ve Rusya gibi aktörler kendi nüfuzlarını kaybetmekten korkuyor.

Peki, bu denklemde ABD, İngiltere, Rusya ve Türkiye nerede duruyor?

Ve 20 şehidimizin kanı, bu oyunda nasıl bir rol oynuyor?

Öncelikle, olayın coğrafi tesadüfünü göz ardı edemeyiz. Uçak, tam da Zengezur’un “kalbi” olan Gürcistan-Azerbaycan sınırında, Kakheti bölgesinde düştü. Acil sinyal bile vermeden radardan kaybolan 56-57 yaşındaki C-130, modernizasyonlara rağmen yapısal arıza şüphesiyle inceleniyor. Gürcistan İçişleri Bakanlığı’nın ilk raporu “patlama veya dış etki yok” dese de BBC’nin aktardığı üzere emekli ABD’li C-130 uzmanı Jarrod Phillips, görüntülerde “kuyruk ayrılması ve yakıt boşaltma” işaretlerini vurguluyor. Teknik ihtimaller, yük dengesizliği, metal yorgunluğu mantıklı; ancak sabotaj iddiaları, Kafkasya’nın hassas dengesini sarsıyor.

Neden mi?

Çünkü Zengezur’un açılması, Rusya’nın geleneksel egemenliğini baltalıyor. Moskova, 2020 anlaşmasında koridorun güvenliğini kendi askerlerine emanet etmeyi planlamıştı; Ukrayna savaşıyla zayıflayan Rusya, şimdi ABD’nin devreye girmesini “kırmızı çizgi” olarak görüyor. Rusya’nın pozisyonu net: Koridoru destekliyor, ama kontrolü elinde tutmak istiyor. Kremlin, Nahçıvan üzerinden Ermenistan ve İran’la ticaretini güvenceye almak, hatta Türkiye’ye alternatif bir rota çizmek peşinde. Lavrov’un son açıklamaları, “lojistik hatların belirlenmesi”ni ağırdan alan Ermenistan’ı eleştirirken, Tahran’ı da rahatsız etti.

İran, Zengezur’un açılmasını “kırmızı çizgisi” ilan etti; çünkü koridor, Azerbaycan-Nahçıvan trafiğini İran üzerinden bypass ederek Tahran’ın transit gelirlerini ve Şii koridorunu tehdit ediyor. Eski Azerbaycan Dışişleri Bakanı Tofiq Zulfugarov’un dediği gibi, bu tartışmalar “ABD-Rusya rekabetinin bir parçası”.

Putin’in Ukrayna’daki sıkışması, Kafkasya’da elini zayıflatıyor; sabotaj şüphesi burada devreye giriyor. Eğer Rus yanlısı unsurlar (veya vekilleri) bu düşüşü tetiklediyse, mesaj açık: Zengezur’u zorla açarsanız, bedeli ağır olur. “Karşı tarafta, ABD’nin eli daha güçlü. Washington, Trump dönemiyle hızlanan “Orta Koridor” vizyonuyla Zengezur’u destekliyor; amacı, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni baltalamak ve Rusya-İran eksenini izole etmek. 2025’te imzalanan ABD- Azerbaycan- Ermenistan anlaşması, koridorun demiryolu, enerji ve fiber optik altyapısını 99 yıllığına ABD şirketlerine kiraladı, bir nevi “ekonomik sömürgecilik”.

Bu proje Azerbaycan’ı doğrudan Türkiye’ye bağlarken, ABD’nin Kafkasya’da üs kurmasına kapı aralıyor. İngiltere ise sessiz: Londra, BM himayesinde koridoru savunarak, eski sömürgeci mirasını Orta Asya’ya taşıyor. Her ikisi de Rusya’nın kontrolünü reddediyor; önerileri, “tarafsız” bir uluslararası mekanizma. Ancak bu, Türkiye için ikili bir kılıç: Koridor açılırsa Türk dünyası entegre olur, ama ABD hegemonyası Ankara’nın manevra alanını daraltır. Erdoğan’ın “Türk dünyasını birleştirme” retoriği güzel, fakat Washington’un gölgesinde mi kalacak?

Türkiye ise bu denklemde en hassas konumda. Zengezur, Kars- Dilucu hattının temeli atılan uzantısı olarak, 5,5 milyon yolcu ve 15 milyon ton yük kapasitesiyle ekonomik bir nimet. Ulaştırma Bakanlığı’nın belirttiği gibi, Orta Koridor’un tamamlanması Türkiye’yi lojistik süper güç yapar. Ancak 20 şehidimiz, bu hayalin bedelini hatırlatıyor. Azerbaycan’dan dönen uçak, tam da Zafer Bayramı sonrası yani Zengezur müzakerelerinin kızıştığı anda düşüyorsa, tesadüf mü?

Sabotaj ihtimali, Rusya veya İran vekillerince tetiklenmişse, Türkiye’ye “koridoru zorlama” uyarısı. ABD ise sessizce faydalanıyor: Taziye mesajları yağdırırken (Büyükelçi Tom Barrack’ın paylaşımı gibi), kendi projesini parlatıyor. Paşinyan’ın Türkiye ziyareti ve “Barışın Kavşağı” önerisi, Ermenistan’ı ABD’ye yaklaştırıyor; bu da Ankara-Bakü hattını geriyor.

Sonuç mu?

Bu trajedi, Zengezur’un açılmasını geciktirirken, Kafkas siyasetini daha da karmaşıklaştırıyor. Rusya kontrolü elinde tutmak için sabotajı göze alabilir; ABD ise ekonomik kiralamalarla sahayı domine ediyor. İngiltere arka planda kukla ustası, Türkiye ise hem müttefik hem rehin. 20 şehit, sadece istatistik değil; adalet arayışımızın simgesi.

Soruşturma kara kutuyla aydınlansın, ama asıl aydınlatılması gereken, bu kanlı satranç tahtası. Eğer Zengezur açılırsa, Türk dünyası kazanır; ama kimin şartlarıyla? Yoksa yeni kayıplar mı doğurur?

Zaman bu soruları cevaplayacak, ama umarım daha fazla kan dökülmeden.

Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun. Şehit yakınlarına ve milletimize sabırlar diliyorum.

Bir yanıt yazın