Fatih Kostakoğlu Yazdı: Etki Ekonomisi Nedir?
10 mins read

Fatih Kostakoğlu Yazdı: Etki Ekonomisi Nedir?

Neoliberalizm daha çok klasik liberalizm anlayışının temelleri üzerinde yükselen bir yaklaşımdır. Klasik liberalizm, bireysel özgürlükleri merkezine alan, devletin ekonomiye çok kısıtlı bir formda müdahalesini savunan bir yaklaşımdır. Neoliberalizm ise özelleştirme, deregülasyon gibi politik uygulamalarla devletin ekonomideki rolünün minimize edilmesini, bunun yanında küreselleşme ile beraber radikal bir piyasa serbestliğini savunur. Sosyal liberalizm ise bireysel özgürlükleri toplumsal menfaatlerden ayırmayan bir çerçeve sunar ve devletin denetleme, düzenleme fonksiyonları yanında gerektiğinde yoksulluk, sağlık, çevre sorunları ve eğitim gibi alanlarda etkin rol alarak, sosyal adaleti sağlamak için ekonomiye müdahale etmesini gerekli görür. Bu yaklaşımda devlet, toplumsal eşitsizlikleri düzeltme ve temel hizmetleri güvence altına alma sorumluluğunu üstlenir. Ancak sosyal adaletin sağlanmasında yalnızca devletin yükümlü tutulması adil bir yaklaşım olmayacaktır. Yalnızca devletin sorumlu tutulması gibi bir uç anlayış benimsenirse, sonuçta devletin gerekli olduğundan daha fazla büyümesine ve ekonomiye daha fazla müdahil olmasına yol açılmış olur. Bu noktada, piyasa aktörleri de sahip oldukları imkanlarla ve piyasa araçlarını kullanarak sosyal adaletin sağlanması noktasında sorumluluk üstlenmelidir. Piyasa aktörlerinin en önemlilerinden olan firmaların iktisadi faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan toplam çıktı artışı ve bu faaliyetlerin bir yan sonucu olan sosyal ve çevresel sorunlar, firmalar tarafından ekonomik değer üretim sürecinin bir parçası olarak görülmeli ve bu sorunlara yönelik çözüm perspektifi ekonomik hedeflerden ayrı düşünülmemelidir. İşte bu gerekliliği hem normatif hem de pratik düzeyde ele alan ve öneride bulunan yeni paradigma, etki ekonomisi olarak karşımızda durmaktadır.

Peki Etki Ekonomisi Nedir?

Etki ekonomisi kavramı, köklerini 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan sosyal ekonomi düşüncesinden alır. Ancak modern anlamda özellikle 2008 küresel ekonomik krizi ve sonrasındaki süreçte belirginleşmiş, günümüzde ise giderek daha güçlü bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. 2008 mortgage krizi ile global düzeyde yaşanan ekonomik yıkım, toplumun önceliklerini merkeze alan yeni bir ekonomik modeli yani etki ekonomisini yaratmıştır. Bu yaratıcı- yıkım sürecinde ortaya çıkan etki ekonomisi, sosyal adaletin sağlanması noktasında devletin ekonomiye müdahale etme meşruiyetini kabul ederken, piyasa aktörlerinin de toplumsal fayda üretme yetenek ve kapasitesinin sistematik biçimde devlete ilave olarak devreye sokulması gerektiğini ileri sürer.

2008’de yaşanan küresel ekonomik kriz, ekonomi ile toplum arasındaki ilişkinin algılanış biçimini kökten değiştirerek etki ekonomisinin güçlü bir tetikleyicisi olmuş ve tıpkı bir katalizör görevi görmüştür. Kriz, neoliberal ekonomik sistemin bazı komplikasyonlarını ve bu sistemin toplum ile çevre üzerindeki olumsuz etkiler yarattığını ve telafi noktasında duyarsızlığını açıkça ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında, yalnızca kâr maksimizasyonuna odaklanan neoliberal yaklaşım hem toplum hem de yatırımcılar nezdinde sorgulanır hale gelmiştir. Ekonomik faaliyetlerin sadece kâr elde etmek için değil bunun yanında dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi için de bir araç olarak kullanılması gerektiği inancı pekişmiştir. Neticede ekonomik faaliyetler ile sosyal faaliyetler arasındaki kurumsal ayrım zedelenmiş ve hibrit bir modelin doğuşuna zemin hazırlanmıştır. Sermaye sahipleri tarafından sosyal ve ekonomik hedeflerin aynı organizasyon yapısı içinde bir arada yürütülebileceği düşüncesi ön plana çıkmış; kaynakların tahsisi noktasında sosyal, çevresel ve ekonomik etkinin eşit öncelik alması gerektiği fikrine sıcak bakılmaya başlanmıştır. Sosyal amaçlara ulaşmak için ekonomik araçların kullanılabileceği düşüncesi yaygınlaşmıştır.

Aynı zamanda kriz, gelir adaletsizliğini ve sosyoekonomik eşitsizlikleri daha görünür hale getirmiş, bu durum dünya çapında büyük protesto dalgalarına yol açmıştır. Ancak bu toplumsal tepki zamanla yaratıcı bir sürece evrilmiş, sermaye sahipleri, girişimciler ve sosyal çalışmacılar mevcut düzene duydukları hayal kırıklığını, sosyal girişimler ve etki yatırımı platformları kurmak gibi somut çözüm önerileri getirerek gidermeye çalışmıştır. Devletin ve sivil toplum kuruluşlarının yetersiz kaldığı alanlarda, yeni nesil girişimciler iş modelleriyle yoksulluk, çevre sorunları ve eşitsizlik gibi temel meselelerde çözüm üretmeye başlamıştır.

COVID-19 pandemisi sonrası dönemde ise ekonomi ile toplum arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması ihtiyacı daha da güçlendirmiştir. Etki ekonomisinin yükselişinde ekonomik ve toplumsal krizlerin yanı sıra kuşaksal değer değişimleri de etkili olmuştur. Milenyum kuşağı ve sonraki nesiller, gezegenin korunması, sosyal adalet ve etik değerler doğrultusunda kurum ve aktörlerden daha cesur adımlar beklemektedir. Birleşmiş Milletler’in 2030 Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için gereken devasa finansman açığı ise özel sektörü ve yatırımcıları sosyal fayda odaklı projelere yönelmeye zorlamaktadır.

Etki Ekonomisinin Serbest Piyasa Kapitalizminden Farkı Nedir?

Geleneksel kapitalist ekonomi (serbest piyasa kapitalizmi) ile etki ekonomisi arasındaki temel fark, odak noktalarında ve başarı tanımlarının kökten değişmesinde yatar. Geleneksel model yalnızca ekonomik kâr ve toplam hasıla artışını yani ekonomik büyümeyi merkezine alırken; etki ekonomisi, toplumsal fayda ve çevresel etkiyi ekonomik getiri ile eşit öncelikte gören bir denge kurar. Bu iki sistem arasındaki ayrım kendini; temel amaçlar, karar alma süreçleri ve başarıyı ölçme biçimleri noktasında gösterir.

Geleneksel kapitalist ekonomi ile etki ekonomisi arasındaki temel fark amaç fonksiyonunun yeniden tanımlanmasında yatar. Geleneksel modelde firmalar, yalnızca ekonomik kâr ve toplam hasıla artışını merkezine alır ve yatırımcılarının refahını artırmayı hedefler. Bu modelde yatırım kararları, kâr-zarar analizi üzerinden iki boyutlu bir çerçevede değerlendirilirken, sosyal ve çevresel maliyetler negatif dışsallık olarak kabul edilir ve bu sorunların çözümü ve maddi yükümlülüğü piyasa mekanizmasının dışında kamu sektörünün sorumluluğuna bırakılır. Etki ekonomisi, ekonomik büyümeyi sosyal ve çevresel dengeyle içselleştirir. Bu sistemde kâr- zarar analizinin yanına etki bileşenlerinin analizi de eklenerek üç boyutlu bir denge kurulur. Böylece dışsallıklar firmanın maliyet ve değer üretme süreçlerine entegre edilerek; ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerin bir bütün olarak ele alındığı bir sistem inşa edilir. Son olarak, bu iki modelin başarıyı ölçme biçimleri birbirinden ayrılır. Geleneksel kapitalist ekonomide başarı, üretilen toplam çıktı ve bunun ekonomik getirisinin standart finansal tablolarla ortaya konulması ile ölçülür. Ancak etki ekonomisinde başarı, yalnızca rakamsal bir kazanç değil; ekonomik, sosyal ve çevresel değerin toplamından oluşan entegre değer üzerinden ölçülür.  

Geleneksel kapitalist ekonomi anlayışının; ekonomik kârı hedefleyen ve kaynakları yalnızca ekonomik kazanç için tahsis eden dar bir yapısı vardır. Etki ekonomisi ise daha geniş bir vizyona sahiptir. Etki ekonomisi yaklaşımında, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve kalıcı değer yaratımı esas alınır. Bunun yanında kaynaklar artık sadece kâr maksimizasyonu için değil; toplum, gezegen ve ekonomik getiri arasında hassas bir denge kuracak şekilde, çok boyutlu bir verimlilik anlayışıyla yönetilir.

Sonuç Yerine…

Serbest piyasa kapitalizmi ya da geleneksel kapitalist ekonomi, klasik liberal anlayışın somut bir ekonomik sistem olarak hayat bulmuş halidir. Neoliberalizm ise serbest piyasa kapitalizmini daha da genişleten bir anlayıştır. Sosyal liberalizm ise klasik ve neoliberal anlayıştan farklılaşan; refah devleti, sosyal piyasa ekonomisi gibi ekonomik sistemlere zemin oluşturan bir yaklaşımdır.

Sosyal liberalizm ile etki ekonomisi, sosyal adaletin sağlanmasında devletin tek başına yeterli olmadığını, piyasa aktörlerinin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini kabul eder. Sosyal liberalizm, sosyal adaletin sağlanması noktasında daha çok devletin rolünü vurgularken, etki ekonomisi ise piyasa içi uygulamalar düzeyinde bir aktör olarak firmalara büyük sorumluluk yükler. Etki ekonomisi, sosyal liberalizmin öngördüğü sosyal adalet hedeflerini piyasa araçlarıyla hayata geçiren bir sistem olarak düşünülebilir. Etki ekonomisi sosyal liberalizmin 21. yüzyıldaki piyasa temelli yansıması olarak görülebilir.

Kaynaklar

Bortis, H. (2009). From neo-liberal capitalism to social liberalism on the basis of classical- keynesian political economy. Washington, D.C.

Fine, D., Pandit, V., Hickson, H. & Tuinenburg, P. (2018). Catalyzing the growth of the impact economy. McKinsey & Company: Vol. November.

Gidron, B. & Domaradzka, A. (2021). The new social and ımpact economy. Berlin/Heidelberg, Germany: Springer International Publishing.

Harford, S., Baldinger, M. & Hall, T. (2023). The rise of the ımpact economy. Erişim Linki: https://www.ubs.com/global/en/media/display-page-ndp/en-20230503-white-paper.html, Erişim Tarihi: 25/01/2026.

Lee, S. & Han, J. B. (2024). Gidron & A. Domaradzka: The new social and ımpact economy: an ınternational perspective. Nonprofit Policy Forum, 15(1), 83-85.

Martin M. (2015). Building the impact economy: Our future, yea or nay. Berlin, Germany: Springer.

Bir yanıt yazın